![]() |
| Kazıklandığımız anı böyle fotoğrafladık |
![]() |
| istasyondan indiğimizde |
Sabah 08.00 civarı Eskişehir istasyonundaydık. gitmeden önce gezilecek yerleri listelemiş nasıl gideceğimizi araştırmıştık. İlçelerinde türbeler tarihi yerler vardı. bu saatte daha hiçbir yer açılmayacağı için önce ilçeleri gezmeye karar verdik ama ne yazık ki ilçelere giden minibüsler 10.00 da iş başı yapıyormuş. Bisikletçinin numarasını aradık bisikletle hazır ortam sakinken turlayalım dedik.Porsuk çayırından gezmeye başladık Eskişehir'in köpekleriyle beraber. Çok cana yakınlardı sadece oyun ve sevgi istiyorlar. o yüzden dört beş köpek bir arada görürseniz sakın korkmayın. Bir de bizim yaptığımız gibi her anınızı fotoğraflayın. Ne zaman bakarsanız bakın sanki yeniden o anıları yaşıyormuş gibi hissedip istemsizce gülümsüyorsunuz.
Bisikletle porsuk çayırının etrafını dolaşarak çarşının içine girdik. Sora sora Odunpazarı evlerine doğru yola koyulduk. Zaten çarşıya yakın. insanlara sormaktan çekinmeyin. Emin olun geziniz öyle daha keyifli oluyor. Ve bilmediğiniz araştırırken görmediğiniz tavsiyelerde bulunabiliyorlar. Odunpazarı'nda Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Balmumu Müzesi, Şelale Park, Osmanlı Evi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi ve Alaaddin Cami bulunuyor. Sizleri girişte ilk olarak Odunpazarının harikulade evleri karşılıyor.Tabi ki bisikletle oranın yollarında dolaşmak biraz zorlayıcı. Evlerin altlarında küçük dükkanlar bulunuyor. Oraya doğru çıkarken horon müziği duymuştuk iki arkadaş. Bisikletlerden inip oynamaya başladık. İlerden dükkan sahibinin ''gelin burada oynayın kızlar'' dediğini duyduk ve oraya gittik. Diğer arkadaşımızı gördük onu da çağırdık. Halay müziği açıp tempolu halay çekmeye başladık. İnanın çok eğlenceliydi.1 Mayista gitmiştik '' Melih Çini'' zamanin kiymetini iyice bir artırdı. O kadar samimiler ki dayanamayıp bize katıldılar.Halay bitmiyor şarkı susmuyor sonunda diğer arkadaşlarımız çağırınca veda edip yukarı doğru çıkmaya devam ettik.
Bisikletlerimize yönelip aşağıya doğru inmeye başladık ama çok dikkat etmelisiniz kaza yaşayabilir düşebilirsiniz biz yaşamıştık 😕. İlk olarak Kurşunlu camii ve külliyesine girdik. İçinde cam Üfleme atölyesi vardı ve içine girip nasıl yaptıklarını izleyebiliyordunuz. Karşısında da lületaşı müzesi vardı. Dümdüz devam edincede El sanatları çarşısına giriyorsunuz. Ney sesi eşlik ediyor size ve o müzik sesi satılan Eskişehir ürünlerini daha da özel kılıyor. Lületaşıyla yapılmış kolye ve hediyelik eşyalar satın alabiliyosunuz. Onun dışında hat sanatıyla yazılar yazılabiliyor porselene. Osmanlıca yazan ustalarla karşılaşıyorsunuz. Oradaki herşey el yapımı. Böyle olması daha da özelleştiriyor çarşıyı. Oradan bisikletlerimize binip yeniden kendimizi yollara attık. Her yer bisiklet yollarıyla kaplı zaten. Odunpazarı evlerinden düz devam edince Balmumu müzesi ve Cam sanatlar müzesi karşınıza çıkıyor. Oraya varmamız öğleni geçtiği için Balmumu müzesindekindeki sıra kalabalığa girmedik zaman kaybetmemek adına. Ama cam sanatları müzesine girdik yan yanalardı zaten. İnsanların o camlara verdikleri emekler gerçekten paha biçilmezdi. Karşınızda sanatçının ortaya çıkardığı sanatı görüyordunuz.Orayı dolaştıktan sonra Sazova Parkına gitmeye karar verdik. Kentparka gitmeye zamanımız kalmayacaktı. Ama sizler zaman bulursanız muhakkak uğrayın ikisi ters istikametteler biz mecburen birisini seçtik. Müzelerden dümdüz cadde boyunca ilerliyordunuz. Yol üzerinde Havacılık müzesi ve TCDD Eskişehir müzeside vardı. Ne kadar girmek istesekte zaman elimizi kolumuzu bağlıyordu. Yarım saat kadar bisikletle devam ediyordunuz. Çevredeki insanlara sorarak ilerledik. Vişnelik evlerinin önünden geçiyorsunuz çok güzel evlerdi gerçekten. Onun sonu sizi tekrar çayıra bağlıyor ve inanılmaz huzur barındırıyor. Hem havası hem doğası. Oturup piknik yapabilir kitap okuyabilir kafanızı dinleyebilirsiniz.
Dönüşte uğramak üzere Sazova Parkına yol aldık. Ziraat üniversitesi'nin önünden de geçiyordunuz aynı zamanda parka da varmışsınız demek oluyor bu. Zaten ileriden de gözüküyor ve bisikletle o ihtişamı izleyerek devam ediyorsunuz sürmeye. Girişten bisikletlerle geçip ileriye (ne olur ne olmaz bisikletlere zarar gelmesin diye) bisikletlerin çok olduğu yere park ettik bizde. Girişte bilim merkezi var oraya girdik ne yazık ki bir seans kalmış ve ya uzay evi ya da bilim merkezini seçmek durumundaydık bizde uzay evine bilet aldık. Uzay evi nin girşinde çağırmalarını bekleyene kadar çimenlere yattık ve yıldız yapıp fotoğraf çekindik. bence sizde yapmalısınız ;) Uzay evinde gösterim üç boyutluydu ve geriye yatık şeklinde koltuklarda yatarak tavanı izliyordunuz. Önce uzay tarihinden bilgi vererek başlıyordu gösterim. Sovyetler ve Amerika'nın arasındaki çekişmeye kadar anlatıyordu. Okulda öğrendiklerinizi unutuyorsunuz burada görsel olarak görmek daha kalıcı bilgilerin oluşmasını sağladi. Bence kesinlikle uzay evine uğramadan ayrılmayın Sazova parkından. Ordan çıkıp koşarak su parkına geçtik. Onunda son seansıydı. Yaklaşık saat 17.00 gibi oradaki seanslar bitiyor o yüzden ona göre planlamanızı tavsiye ederim, biz bilmiyorduk. Su altına dünyasına girmeden girişteki fotoğfrafçı fotoğrafımızı çekti topluca. Kesinlikle çektirin korkuyormuş gibi yapın pozu kahkahalara boğuyor sizleri. Su altı dünyasındaki canlılar ise hepsi birbirinden güzeldi. Masmavi bir dünyaya yolculuk yapıyordunuz.Çeşit çeşit canlılar vardı. Büyüğünden küçüğüne bir sürü çeşit. Köpek balıklarıyla fotoğrafta çekinmeyi unutmayın. Orayı gezdikten sonra bu kadar çok canlının olması sizi şaşırtıyor ve daha görüp bilmediğimiz yüzlerce canlı çeşidi var.
Çıkışta fotoğraflarınızı satın almayı unutmayın arka planı siz seçiyordunuz. Bizim bir fotoğrafımız köpekbalıklıydı. Küçük bir markette vardı içerisinde. Su altı canlılarıyla ilgili. Hediyelik eşya satın alabilirsiniz oradan. Artık yetişmek için koşacağımız bir şey kalmadığına göre rahat rahat dolaşabilirdik. Bu sefer Masal Şatosu ve Korsan Gemisine doğru ilerledik. Yolda ilerlerken atıştırmalık bir şey alabiliyordunuz. kızarmış patates, dondurma,mısır... Neyin nerede olduğuna dair küçük tabelalar vardı zaten. Rahatlıkla gideceğiniz yerleri bulabiliyordunuz. Biz korsan gemisini geçip Masal Şatosuna doğru yürüdük bol bol fotoğraf çekindik ,önünde oturduk, tango ekibi olarak tango bile yaptık.

Sazova parkını her köşesini atlamadan dolaşıp güzelce fotoğraflarımızı çekindik. Akşam üzeriydi. Hatamız ise dönüş biletlerini almamak oldu. O yüzden bisikletlerimize döndük ve Sazova Parkına giderken gözümüzün kaldığı çayırda yatıp dinlendik. Hava daha serin ve güzeldi. Bunun tadını çıkardık. Geri dönme vaktiydi artık hem acıkmıştık karnımızı doyurmamız gerekti hem de bilet işini halletmeliydik. İki eylül caddesi ve Doktorlar caddesinden geçtik. Adalar bölgesine çok yakındı zaten. Espark alışveriş merkezi de yakındı oralara. Barlar sokağı da o taraflarda. Önce bisikletleri teslim ettik ordan da adalar bölgesinde balıkçılara bakmaya koyulduk ama çayın karşısındaki balıkçılar çok pahalıydı. Ara sokağa sapıp ilerleyince Körfez balıkçıya rastladık. Bize yardımcı olan beyefendi gaziymiş. Hikayelerini anlattı biraz aynı zamanda somon balığından güzel bir tabak hazırladı fiyatta da yardımcı oldu. Gayet sıcak ve cana yakın insanlardı. Muhakkak oradan lezzetli somon balığından yemelisiniz.Karnımızı doyurup tatlı sohbetin ardından biletlerimizi aldık. Hemen avmnin karşısında satan bir yer vardı. Ama gece 3 buçuğa aldık. Yer kalmamıştı. Barlar sokağını dolandık. Körfez balıkçıdaki gaziye de sormuştuk hangilerine gidebiliriz diye. Bize 222 bar ve Shakespeare barı önerdi. Biz Shakespeare'ye gittik. Erken gitmiştik ama oturup sohbet ettik tavla oynadık cafe kısmında soda limon içtik. Kapı açıldığındaysa hoplaya zıplaya dans ettik topluca. Çalan müzik grubu iyiydi, güzel söylediler. Hem Türkçe hem yabancı seslendirdiler. Kötü yanı ise dans etmeye doyamadan çıkmak zorunda kaldık. Bir güne hepimizi tatmin eden anilar , insanlar sığdırmayı başarabilmiştik. Aralıksız gezip eğlendik. Sizlerinde Eskişehir'e yolunuz düşerse bir günde bile güzelce tadını çıkarabileceğinizi ve bolca gezebileceğinizi söyleyebilirim. Bir öğrenci olarak az para harcayarak gezmek hiçte zor değil. Bunu aklınıza not edin ve karamsarlığı geri püskürterek atın kendinizi yollara. Gençliğin tadını çıkarmak gerek ;)








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder