17 Eylül 2016 Cumartesi

Bu dünyadan bir Tarık Akan geçti!..

 
 
     Sanatçı olmanın dünyaya güzellikler sunmak olduğunu gösteren güzel insan, efsane filmlerin unutulmaz oyuncusu, 'Anne Kafamda Bit Var'ın yazarı, ülkesinin ve halkının barış, demokrasi, özgürlük mücadelesinin militanı, 'Ekmek, gül ve özgürlük günleri'nin yorulmaz savaşçısı. Ülkesinin güzel yarınlarına kucak kucak emek taşıyan, Nazım Hikmet sevdalısı Tarık Akan, 16 Eylül 2016 Cuma sabahı aramızdan ayrılmıştır...



   Asıl adıyla, Tahsin Tarık Üregül 
 13 Aralık 1949 yılında İstanbul'da bir abla ve bir ağabeyden sonra üçüncü çocuk olarak dünyaya geldi. Babası Yaşar Bey bir subaydı. Bundan dolayı Tahsin Tarık, Erzurum'da başladığı İlkokulunu Kayseri'de tamamladı ve babasının emekliliğinden sonra ailesiyle İstanbul Bakırköy'de yaşamaya başladı.
    
    Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Makine Yüksek Mühendisliği okudu. Sonrasında Gazetecilik Yüksek Okulu'na girdi ve buradan mezun oldu.
     Sinemaya geçmeden önce Bakırköy plajında can kurtaranlık ve işportacılık yapan Üregül, 1970 yılında Ses Dergisi'nin açtığı Sinema Artist Yarışması'nı kazandı.



1971'de ilk filmi olan ''Solan Bir Yaprak Gibi''yle kamera karşısına geçti. Ve ''Tarık Akan'' adını aldı...





          ''Tarabya'da 'Mesut Beyin Köşkü' olarak bilinen çift katlı evde, Temmuz 1971'de Tarık Akan'ın ilk filminin çekimleri tamamlanırken, filmin montajının tamamlanması uzun bir zaman alıyordu. Tarık Akan'ın rol arkadaşı Fatma Girik, Tarık Akan'ı şu sözlerle anlatıyordu; ''Bu işe hangimiz bilerek başladık? Hep yapa yapa öğrendik. Tarık bir defa çok efendi. Sonra çok kabiliyetli. Ben şahsen birlikte çalışmamızdan çok memnunum. Fiziği iyi, ilk filmi için iyi oyun verdi.'' (SES Dergisi-Temmuz 1971 sayısından.)







     Tarık Akan, 1970-1975 arasındaki yıllarda 12 filmde rol alarak Yeşilçam'ın en parlak günlerinde yerini almıştır. Emel Sayın'la ''Mavi Boncuk''



Hülya Koçyiğit'le ''Sev Kardeşim''de


 Hale Soygazi ile ''Gece Kuşu Zehra''da


 
Ve ''Hababam Sınıfı'' ile Türk sinemasının unutulmazları arasına girdi.


      
    -Sinemacılığının kötü gittiği 1975-1980 yıllarında biriktirdiği üç-beş kuruşuyla bir ticari taksi alarak yaşamına o şekilde devam ettiğini kendisi söyler.


     1979 yılında ise zorunlu askerlik görevini yapmak üzere Denizli'ye gitti. Askerliğini yedek subay olarak tamamladı.

          Akan, daha sonra ''değişirken yok olmayı'' göze aldı. Ve mesajı olan filmler yapmaya karar verdi.Bu kararın ilk ürünü 'Nehir' adlı film oldu. Ardından Cüneyt Arkın'la birlikte oynadığı filmin çekimleri başladı.

   
  ''Eylül 1977... ''Maden''in çekimleri başlıyor.
         
      ''Yeşilçam'ın, o dönem 7 tane büyük şirketi (her yıl 10-12 film çeken A katagorisindeki şirketler) beni kara listeye aldılar. Ben1 yıl film çekemediğim gibi elimdeki para da bitti. Film çektirtmiyorlar. Başka şirkete gidiyorum satın alan yok, oynatan yok. O arada Yavuz Özkan, ''Maden'' filmini getirdi. Harika bir senaryo. 'Tamam' dedim. Şirket kurduk. Yavuz, ben, Arif Keskiner. Ama filmi satamıyoruz. Yeşilçam'dan bana ambargo var. Yavuz, 'Cüneyt Arkın'a teklif edelim' dedi. 'İkiniz beraber iki star Türk Sineması'nda ilk kez yan yana olur mu?' dedi. Ben bir gün düşündüm, ikinci gün 'tamam' dedim. İki rol var, maden işçisi ve maden işçisi lideri. Dedim 'Cüneyt hangisini kabul ederse etsin, ben kabul ediyorum. Jenerikte de adı başa yazılsın. Cüneyt kabul etti. Şirketi kurduk, imzalar atıldı. Ben Anadolu'ya çıktım, filmi sinemalara sattım. Elime aldım senetleri İstanbul'a geldim, tefecilere kırdırdık. O zaman Sanayi Bakanı Deniz Baykal'dı. Ankara'ya gittim, Deniz Baykal'dan müsaade aldım. Deniz Baykal 'Tunçbilek sizindir' dedi, gittik. Sabah, öğle, akşam çalıştık ve bugün Türk Sineması'nın en önemli bir filmini çıkardık. Maden, Türkiye'nin en çok beğenilen filmi olduğu gibi benim de en önemli ve en çok sevdiğim filmlerimden birisidir. Yol, açıldığı gibi bana ambargo koyan yedi şirkette ortadan kalktılar.''

                                                     TARIK AKAN

Bu filmin ardından; Demiryol, Kanal, Sürü, Arkadaşım, Adaki Yol gibi politik filmler takip etti.



       
         2 buçuk ay hücre hapsi
     
      12 Eylül döneminde Tarık Akan, askeri darbenin hemen ardından, 1981 başlarında, Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklandı. Tutuklanmanın nedeni, sağcı bir gazetenin manşete çıkardığı yanlı ve yalan haberdi. Böylece 12 yıl hapis istemiyle uzun bir yargılanma süreci başladı ve iki buçuk ay hücre hapsi cezası aldı.



       Tarık Akan’a bütün kadınlar aşıktır. Onun cephesinde ise durum bambaşkadır. Şöyle anlatır bir röportajında: 


   “Kazık kadar adam olmuştum ve henüz kimseye aşık değildim. Elbette hayatıma giren bir yığın kız olmuştu ama aşkı yaşamamıştım.
Pekçok filmde aşık delikanlıyı oynarken de kafama takılmıştı hep şu aşk meselesi. Bilinçaltı herhalde, sonunda sırılsıklam aşık oldum. Önceleri mantığımızla aramızdaki elektriklenmelere engel olmaya çalıştık. Hele o çok direndi. Ancak aşkın önüne set çekmek mümkün olmuyormuş.
Tam dört yıl sürdü.” Tarık Akan’ın bu aşkının Emel Sayın olduğu yıllar sonra ortaya çıkar.




 1986 yılında Elektronik Mühendisi Yasemin Erkut ile evlenen oyuncunun aynı yıl Barış Zeki Ergül adlı oğlu dünyaya gelmiştir. İki yıl sonra, 1988 yılında Yaşar Özgür Eregül ve Özlem Eregül adındaki ikiz çocukları dünyaya gelmiştir.
Oyuncu evlendikten dört yıl sonra boşanmıştır.


                                Van Gevaş- Ağustos 2003

         ''Ağustos 1987... Tarık Akan, yakın dostu yönetmen-senarist Yavuz Özkan'la 'Maden ve 'Demiryol' filminden sonra 'Yağmur Kaçakları' filmi için yeniden bir araya geldi. Yağmur Kaçakları, Türk sinemasının önemli filmlerinden biridir. Düşünce suçlusu bir adamın iltica etmek için gittiği Fransa'da bunalım içindeki bir kadınla yaşadığı yakınlaşmalar ve ülkesine iade edilme kararıyla yıkılışı anlatılır. İnsanlık onuru, bürokrasinin işleyişi, düşünce suçu, aşkın evrenselliği gibi konular işlenir. Yavuz Özkan, ilk iki filminden farklı olarak 'Yağmur Kaçakları'nda imgelere yer verir.(Hapishane sahnelerinde tek sıra halinde duran, siyah takım elbiseli adamlar, düşünce özürlüğüne, tek tipleştirmeye ve hiyerarşik düzene karşı bir göndermedir.)''



''Tarık Akan, 80'lerin başında Tercüman gazetesindeki yalan haber nedeniyle yargılanmış, bu nedenle yurt dışı yasağı konulmasından dolayı Cannes Film Festivali başta olmak üzere bir çok festivale ve yurt dışından gelen film teklifleri için yurt dışına(Hollywood'da dahil) gidememişti. 80'lerin ikinci yarısında ise Barış 2 davası karşısına çıktı. Barış Derneği'ne üye olduğu için 4.5 yılla yargılandı ve yine yurt dışı yasağı konuldu. Bu davadan beraat eden Tarık Akan, yurt dışı yasağının kalkmasıyla birlikte Fransa-Tunus ortak yapımı olan ve Fransa başta olmak üzere bir çok ülkede gösterilen 'Leyla ile Mecnun'da rol aldı. Film, Venedik Film Festivali'nde gösterildiği zaman Tarık Akan, bu festivalin onur konuğu olarak Türkiye'den giden tek aktör ve sinema adamı oldu. Tarık Akan, yurt içi ve uluslararası festivallerde en çok ödül alan aktör ve sanatçıdır.''




     
 - Cannes'ta aday oldu
     111 sinema filmi ve 4 televizyon dizisinde rol alan usta, 1985 yılında Berlin Uluslararası Film Festivali'nde ''Pansiyon'' filmi ile Gümüş Ayı Mansiyon Ödülü'nü aldı ve 1982 yılında Cannes Film Festivali'nde ''Yol'' filmi ile En İyi Erkek Oyuncu adayı oldu. 1973-2002 yılları arasında 12 ödüle layık görüldü.
    

                             ''Yol'' filminden bir kare
     
   -2002 yılında hapishane günlerini ve darbe sürecini ''Anne Kafamda Bit Var'' isimli kitabında anlatan Akan, yazarlık deneyiminin yanında 1991 yılında daha önceleri kendisinin de okuduğu Taş Özel İlkokulu'nu yap-işlet-devret sistemi ile alarak Özel Taş Koleji'ni kurdu ve eğitim sektörüne de giriş yaptı.
   -Eğitim konusunda da diğer işlerinde olduğu gibi başarılı oldu.Aziz Nesin'in vefaatıntan sonra 2005 yılında oğlu Ali Nesin'den, Nesin Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığını devraldı.
  -Tarık Akan'ın ilk çocuğu olan Barış Zeki, 2009 yılında babasıyla oynadığı ''Deli Deli Olma'' adlı filmde babasının gençliğini oynamıştır.



''Yılmaz Güney'den bana kalmış bir inatçılık vardır. Taviz vermeyen, müdanasız bir adam var. Düşüncelerinden asla geri adım atmayan, her adımını ülkesi, insanlık ve emek adına atan bir sanatçı var. Para ve şöhret için değil, bunlar için yaşanan bir hayat var.'' demiştir.


Canım Kardeşim(1973)

''Çağır beyim. Polis çağır, jandarmaya haber ver.
Hapse tıksınlar. Dilersen garsonlarına dövdür beni.
Kanını satarak kardeşine bir yemek ısmarladı diye istersen astır beni.
        Hadi! Ne duruyorsun, çağırsana polisi.'' 
  
       
   
              Kim unutabilir ki;
              -Altın Portakal'da ilk kez en iyi erkek oyuncu ödülünü aldığı Suçlu filminin Hakan'ını...
              -Sev Kardeşim filminin Ferit Çalışkan'ını...
              -Mavi Boncuk'un yakışıklı Necmi'sini...
              -Hababam Sınıfı'nın Damat Ferit'ini...
              -Ateş Böceği'nin Tarık'ını...
              -Ah Nerede'nin Ferit'ini...
              -Altın Portakal'ı 2. kez kazandığı Maden'deki Nurettin'i...
              -Çifte Altın Portakal aldığı Sürü'deki Şivan'ı,                          Adak'taki Mümin'i...
              -Yol filmindeki Seyit Ali ile uluslararası alanda  yarattığı etkiyi...
              -Pehlivan'daki Bilal, Üçüncü Göz'deki Tunç, Karartma Geceleri'ndeki Mustafa Ünal, Gülüm filmindeki Ali ile gelen Altın Portakal ödülleri...

                       Bu dünyadan bir Tarık Akan geçti!..


&


Duruşunu bozmadan, kimsenin adamı olmadan yaşadın, halktan, emekten, mücadeleden yana tavır koydun, ölmedin Tarık ağabey...

1 yorum:

  1. Özlem hanim seni cok seviyorum çok başarılisin başarılarınin devamini dilerim arkadaşlarını da tebrik ederim takipteyim😂😂😂

    YanıtlaSil